La Biblia Online

Anuncios


Toda la Biblia A.T. N.T.




Yakub 3:5 - Kutsal Kitap Yeni Çeviri 2001 2008

Bunun gibi, dil de bedenin küçük bir üyesidir, ama büyük işlerle övünür. Düşünün, küçücük bir kıvılcım koca bir ormanı tutuşturabilir.

Ver Capítulo

Turkish Bible Old Translation 1941

Böylece de dil küçük bir uzuvdur ve büyük şeylerle övünür. İşte, ne kadar az ateş, ne kadar çok odun tutuşturur!

Ver Capítulo

Кирил харфлерийле Тюркче Кутсал Китап

Бунун гиби, дил де беденин кючюк бир юйесидир, ама бюйюк ишлерле ьовюнюр. Дюшюнюн, кючюджюк бир къвълджъм коджа бир орманъ тутуштурабилир.

Ver Capítulo

Kutsal Kitap ve Deuterokanonik Kitaplar

Dil de tıpkı böyledir. Bedenin küçücük bir üyesi olmasına karşın çok büyük işlerle övünür. Bakın! Küçücük bir kıvılcım koca bir ormanı tutuşturmaya yetmez mi?

Ver Capítulo

Temel Türkçe Tercüme

Aynen bunun gibi, dil de bedenin küçük bir parçasıdır, fakat büyük konuşur. Düşünün, ufacık bir ateş koskoca bir orman tutuşturur.

Ver Capítulo

Yorumsuz Türkçe Çeviri (YTC)

Dil de tıpkı böyledir. Bedenin küçük bir üyesi olduğu halde büyük şeylerle övünür. Bakın, küçücük bir kıvılcım koca bir ormanı tutuşturabilir!

Ver Capítulo



Yakub 3:5
25 Referencias Cruzadas  

Tanrı'ya, ‘Bizden uzak dur!’ dediler, ‘Her Şeye Gücü Yeten bize ne yapabilir?’


Kötü insan içindeki isteklerle övünür, Açgözlü insan RAB'be lanet okur, O'nu hor görür.


Yürekleri yağ bağlamış, Ağızları büyük laflar ediyor.


Karar verdim: “Adımlarıma dikkat edeceğim, Dilimi günahtan sakınacağım; Karşımda kötü biri oldukça, Ağzıma gem vuracağım.”


Düşman böbürlendi: ‘Peşlerine düşüp yakalayacağım onları’ dedi, ‘Bölüşeceğim çapulu, Dileğimce yağmalayacağım, Kılıcımı çekip yok edeceğim onları.’


Firavun, “RAB kim oluyor ki, O'nun sözünü dinleyip İsrail halkını salıvereyim?” dedi. “RAB'bi tanımıyorum. İsrailliler'in gitmesine izin vermeyeceğim.”


Düşünmeden söylenen sözler kılıç gibi keser, Bilgelerin diliyse şifa verir.


Bilgenin dili bilgiyi iyi kullanır, Akılsızın ağzındansa ahmaklık akar.


Dil ölüme de götürebilir, yaşama da; Konuşmayı seven, dilin meyvesine katlanmak zorundadır.


Odun bitince ateş söner, Dedikoducu yok olunca kavga diner.


Bunun üzerine, “Haydi, Yeremya'ya karşı bir düzen kuralım!” dediler, “Çünkü yasayı öğretecek kâhin, öğüt verecek bilge, Tanrı sözünü bildirecek peygamber hiç eksik olmayacak. Gelin, ona sözle saldıralım, söylediklerini de dinlemeyelim.”


“İnsanoğlu, Sur önderine de ki, ‘Egemen RAB şöyle diyor: “ ‘Gurura kapılıp Ben tanrıyım, Denizlerin bağrında, Tanrı'nın tahtında oturuyorum dedin. Kendini Tanrı sandın, Oysa sen Tanrı değil, insansın.


Onlara de ki, ‘Egemen RAB şöyle diyor: “ ‘Kendi kanallarının içinde yatan Büyük canavar firavun, İşte, sana karşıyım. Sen ki, Nil benimdir, Onu kendim için yaptım dersin.


“Şimdi boru, ney, lir, kanun, arp, davul ve her çeşit çalgı sesini duyar duymaz yere kapanıp yaptığım heykele tapınmaya hazırsanız ne iyi! Ama ona tapınmazsanız, hemen kızgın fırına atılacaksınız. O zaman bakalım hangi ilah sizi elimden kurtaracak?”


Kral, “İşte onurum ve yüceliğim için üstün gücümle krallığımın başkenti olarak kurduğum büyük Babil!” dedi.


Düşünün, gemiler de o kadar büyük olduğu, güçlü rüzgarlar tarafından sürüklendiği halde, dümencinin gönlü nereye isterse küçücük bir dümenle o yöne çevrilirler.


Çünkü yanlış yolda yürüyenlerden henüz kurtulanları, boş ve kurumlu sözler söyleyerek benliğin tutkularıyla, sefahatle ayartırlar.


Bunlar hep yakınıp söylenir, kendi tutkularının peşinden giderler. Ağızlarından kurumlu sözler çıkar, kendi çıkarları için başkalarını pohpohlarlar.