Galatyalılar 2:9 - Kutsal Kitap Yeni Çeviri 2001 2008
9 Topluluğun direkleri sayılan Yakup, Kefas ve Yuhanna bana bağışlanan lütfu sezince paydaşlığımızın işareti olarak bana ve Barnaba'ya sağ ellerini uzattılar. Öteki uluslara bizlerin, Yahudiler'e kendilerinin gitmesini uygun gördüler.
9 ve bana verilen inayeti farkettikleri zaman, biz Milletlere, ve kendileri sünnetli olanlara gitmek üzre, direkler sayılan Yakub, Kifas ve Yuhanna, bana ve Barnabasa müşareket için sağ ellerini verdiler;
9 Topluluğun direği sayılan Yakup, Petrus ve Yuhanna bana verilen kayrayı kavradılar. Biz uluslara gidelim, kendileri de Yahudiler'e gitsinler diye aramızdaki paydaşlığı göstermek için benimle ve Barnabas'la el sıkıştılar.
9 Yakub, Petrus ve Yuhanna Allahʼın topluluğunun direkleri olarak tanınıyorlardı. Onlar Allahʼtan bana bağışlanan lütfu fark edince beraberliğimiz belli olsun diye bana ve Barnabaʼya sağ ellerini uzattılar. Bizim diğer milletlere gitmemiz, onların da Yahudilere gitmeleri için anlaştık.
9 Bana verilen lütfu farkedince topluluğun direkleri sayılan Yakov, Kefas ve Yuhanna Barnabas’a ve bana paydaşlık sağ ellerini verdiler. Öyle ki, öteki uluslara biz gidelim, Yahudiler’e kendileri gitsinler.
Yehu oradan ayrıldı. Yolda kendisine doğru gelen Rekav oğlu Yehonadav'la karşılaştı. Ona selam vererek, “Ben sana karşı iyi duygular besliyorum, sen de aynı duygulara sahip misin?” diye sordu. Yehonadav, “Evet” diye yanıtladı. Yehu, “Öyleyse elini ver” dedi. Yehonadav elini uzattı. Yehu onu arabasına alarak,
Petrus, eliyle susmalarını işaret ederek Rab'bin onu zindandan nasıl çıkardığını anlattı. Sonra, “Bu haberleri Yakup'la öbür kardeşlere iletin” diyerek oradan ayrılıp başka bir yere gitti.
Uzunca bir tartışmadan sonra Petrus ayağa kalkıp onlara, “Kardeşler” dedi, “Öteki uluslar Müjde'nin bildirisini benim ağzımdan duyup inansınlar diye Tanrı'nın uzun zaman önce aranızdan beni seçtiğini biliyorsunuz.
Örneğin, Kıbrıs doğumlu bir Levili olan ve elçilerin Barnaba, yani Cesaret Verici diye adlandırdıkları Yusuf, sahip olduğu bir tarlayı sattı, parasını getirip elçilerin buyruğuna verdi.
Tanrı'nın bana bağışladığı lütufla hepinize söylüyorum: Kimse kendisine gereğinden çok değer vermesin. Herkes Tanrı'nın kendisine verdiği iman ölçüsüne göre düşüncelerinde sağduyulu olsun.
Ama şimdi neysem, Tanrı'nın lütfuyla öyleyim. O'nun bana olan lütfu boşa gitmedi. Elçilerin hepsinden çok emek verdim. Aslında ben değil, Tanrı'nın bende olan lütfu emek verdi.
Akılsız biri gibi davrandım, ama beni buna siz zorladınız. Aslında beni siz tavsiye etmeliydiniz. Çünkü bir hiç isem de, sözüm ona üstün elçilerden hiç de aşağı değilim.
Bütün kutsalların en değersiziydim. Yine de Mesih'in akıl ermez zenginliğini uluslara müjdeleme ve her şeyi yaratan Tanrı'da öncesizlikten beri gizli tutulan sırrın nasıl düzenlendiğini bütün insanlara açıklama ayrıcalığı bana verildi.
Galip geleni Tanrım'ın Tapınağı'nda sütun yapacağım. Böyle biri artık oradan hiç ayrılmayacak. Onun üzerine Tanrım'ın adını, Tanrım'a ait kentin –gökten Tanrım'ın yanından inen yeni Yeruşalim'in– adını ve benim yeni adımı yazacağım.