Biblia Todo Logo
La Biblia Online
- Anuncios -




Vahiy 13:6 - Kutsal Kitap Yeni Çeviri 2001 2008

6 Tanrı'ya küfretmek, O'nun adına ve konutuna, yani gökte yaşayanlara küfretmek için ağzını açtı.

Ver Capítulo Copiar

Turkish Bible Old Translation 1941

6 Allaha karşı küfürler için, onun ismine ve onun çadırına, yani, gökte oturanlara küfretmek için ağzını açtı.

Ver Capítulo Copiar

Кирил харфлерийле Тюркче Кутсал Китап

6 Танръ'я кюфретмек, О'нун адъна ве конутуна, яни гьокте яшаянлара кюфретмек ичин азънъ ачтъ.

Ver Capítulo Copiar

Kutsal Kitap ve Deuterokanonik Kitaplar

6 Canavar Tanrı'ya sövmek için ağzını açtı. Ve O'nun adına, konutuna –göklerde yaşayanlara– sövdü.

Ver Capítulo Copiar

Temel Türkçe Tercüme

6 Canavar ağzını açtı, Allahʼa, Oʼnun adına ve Oʼnun yaşadığı yere, yani gökte yaşayanlara hakaret etti.

Ver Capítulo Copiar

Yorumsuz Türkçe Çeviri (YTC)

6 Tanrı’ya küfretmek, O’nun adına, konutuna, gökte yaşayanlara küfretmek için ağzını açtı.

Ver Capítulo Copiar




Vahiy 13:6
26 Referencias Cruzadas  

Sonunda Eyüp ağzını açtı ve doğduğu güne lanet edip şöyle dedi:


Göklere karşı ağızlarını açarlar, Boş sözleri yeryüzünü dolaşır.


“Kral dilediği gibi davranacak. Kendini bütün tanrılardan daha büyük, daha yüce gösterecek, tanrıların Tanrısı'na karşı duyulmamış sözler söyleyecek. Tanrı'nın öfkesi tamamlanıncaya dek başarılı olacak. Çünkü tasarlanan, yerine gelecektir.


Yüceler Yücesi'ni kötüleyen sözler söyleyecek, O'nun kutsallarına baskı yapacak. Belirlenen zamanları, yasaları değiştirmeyi amaçlayacak. Kutsallar üç buçuk yıl için eline teslim edilecekler.


“Ben gözümü dikmiş boynuzlara bakarken, onların arasından daha küçük başka bir boynuz çıktı. İlk boynuzlardan üçü onun önünde söküldü. Bu boynuzun insan gözü gibi gözleri, böbürlenen bir ağzı vardı.


Sizi engerekler soyu! Kötü olan sizler nasıl iyi sözler söyleyebilirsiniz? Çünkü ağız yürekten taşanı söyler.


Çünkü kötü düşünceler, cinayet, zina, fuhuş, hırsızlık, yalan yere tanıklık ve iftira hep yürekten kaynaklanır.


Söz, insan olup aramızda yaşadı. O'nun yüceliğini –Baba'dan gelen, lütuf ve gerçekle dolu biricik Oğul'un yüceliğini– gördük.


“Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.” “Engerek zehiri var dudaklarının altında.”


Çünkü Tanrı bütün doluluğunun O'nda bulunmasını uygun gördü.


Çünkü Tanrılığın bütün doluluğu bedence Mesih'te bulunuyor.


Bir çadır kurulmuştu. Kutsal Yer denen birinci bölmede kandillik, masa ve adak ekmekleri bulunurdu.


Çünkü Mesih, asıl kutsal yerin örneği olup insan eliyle yapılan kutsal yere değil, ama şimdi bizim için Tanrı'nın önünde görünmek üzere asıl göğe girdi.


İki peygamber gökten gelen yüksek bir sesin, “Buraya çıkın!” dediğini işittiler. Sonra düşmanlarının gözü önünde bir bulut içinde göğe yükseldiler.


Bunun için, ey gökler ve orada yaşayanlar, Sevinin! Vay halinize, yer ve deniz! Çünkü İblis zamanının az olduğunu bilerek Büyük bir öfkeyle üzerinize indi.”


Bundan sonra gökteki tapınağın, yani Tanıklık Çadırı'nın açıldığını gördüm.


Ey gök, kutsallar, elçiler, peygamberler! Onun başına gelenlere sevinin! Çünkü Tanrı onu yargılayıp hakkınızı aldı.”


Tahttan yükselen gür bir sesin şöyle dediğini işittim: “İşte, Tanrı'nın konutu insanların arasındadır. Tanrı onların arasında yaşayacak. Onlar O'nun halkı olacaklar, Tanrı'nın kendisi de onların arasında bulunacak.


Bundan sonra gökte açık duran bir kapı gördüm. Benimle konuştuğunu işittiğim, borazan sesine benzeyen ilk ses şöyle dedi: “Buraya çık! Bundan sonra olması gereken olayları sana göstereyim.”


Tahtın çevresinde yirmi dört ayrı taht vardı. Bu tahtlara başlarında altın taçlar olan, beyaz giysilere bürünmüş yirmi dört ihtiyar oturmuştu.


Ardından gökte, yeryüzünde, yer altında ve denizlerdeki bütün yaratıkların, bunlardaki bütün varlıkların şöyle dediğini işittim: “Övgü, saygı, yücelik ve güç sonsuzlara dek Tahtta oturanın ve Kuzu'nun olsun!”


Bunun için, “Tanrı'nın tahtı önünde duruyor, Tapınağında gece gündüz O'na tapınıyorlar. Tahtta oturan, çadırını onların üzerine gerecek.


Bundan sonra gördüm ki, her ulustan, her oymaktan, her halktan, her dilden oluşan, kimsenin sayamayacağı kadar büyük bir kalabalık tahtın ve Kuzu'nun önünde duruyordu. Hepsi de birer beyaz kaftan giymişti, ellerinde hurma dalları vardı.


Síguenos en:

Anuncios


Anuncios


¡Síguenos en WhatsApp! Síguenos